Ekonomi Haberleri - EMİRHAN YILMAZ - Polonya Ulusal Araştırma Enstitüsü (NASK) Siber Güvenlik Uzmanı Karol Bojke, yeni nesil araçlardaki siber güvenlik tehditlerine dikkati çekerek, sistemlerin güçlendirilmesinin yanı sıra sürücü ve kullanıcıların olası riskler konusunda bilinçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Polonya Yatırım ve Ticaret Ajansı (PAIH), Poland Business Forward programı kapsamında Türkiye’den medya temsilcilerinin katılımıyla Polonya’da özel çalışma ziyareti düzenliyor.Polonya Kalkınma ve Teknoloji Bakanlığının Brand HUB girişimi doğrultusunda gerçekleştirilen programda, ülkenin küçük ve orta ölçekli işletmelerinin (KOBİ) elektromobilite ve sürdürülebilir otomotiv çözümlerindeki yenilikçi potansiyeli tanıtılıyor.Bu kapsamda ülkenin Katoviçe kentinde düzenlenen “New Mobility Congress” ziyaret edildi.Burada AA muhabirinin sorularını yanıtlayan NASK Siber Güvenlik Uzmanı Karol Bojke, yeni nesil araçların önemli siber güvenlik tehditleriyle karşı karşıya olduğunu belirterek, risklerin aracın ve iletişim sistemlerinin yapılandırılmasına göre değişebildiğini kaydetti. Bojke, ilk olarak iletişimin kendisinin güvenli olması gerektiğini aktararak, “Ele geçirilemez, değiştirilemez olmalıdır. Dolayısıyla her iki uçta da doğrulanması gerekir, hem verinin gönderildiği uçta hem de verinin alındığı uçta. Şifrelenmesi gerekir ve eğer en azından bunu yapabilirsek o zaman bir dereceye kadar güvenli bir iletişime sahip oluruz. Bu iletişimi ele geçirme girişimleri de olacak ve bunu da engellemeye çalışmalıyız. Dolayısıyla, aracın kendisi ve veri göndericisi için benzersiz olan bir tür anahtarı güven altına almalıyız ki, örneğin, birisi bir araba bayisini taklit etmeye çalıştığında ve sonra bu taklitçiliği arabanın kendisinin ele geçirilmesine dönüştürdüğünde hiçbir sorun yaşanmasın.” diye konuştu.
“Tamamen güvenli bir araca sahip olsak bile, en yüksek standartlara kadar güncellenmiş ve genel olarak düzgün bir şekilde bakımı yapılmış olsa bile telefonlarımızda, diğer cihazlarımızda ve hatta sürücülerde bazı zayıf noktalar varsa ve eğer bir saldırgan sürücüyü şüpheli bir serviste kimlik doğrulaması yapması için kandırabilirse, bu durum tüm sistemi çökertebilir. Aslında düşünmemiz gereken şey, sistemin kendisini güçlendirmenin yanı sıra, sürücüyü veya sistemin kullanıcısını çeşitli tehlikelerin olasılıkları konusunda eğitmek.”Siber güvenlik konusunda şirketlerin ve hükümetlerin işbirliği yapması gerektiğine dikkati çeken Bojke, ortak çabanın bu konuda oldukça önemli olduğunu aktardı. Karol Bojke, hükümetlerin bu konuda standartları belirlemek zorunda olduğunu vurgulayarak, “Sadece bunları belirlemekle ve örnek vermekle kalmayıp, aynı zamanda bunları uygulamaya çalışmalı, üreticileri ve kullanıcıları bu standartlara göre hareket etmeye ve bunları etkili olmaları için kullanmaya motive etmeye çalışmalı.” şeklinde konuştu.Üreticilerin regülasyonlara uyması ve bu alanda inovasyona önem vermesi gerektiğini belirten Bojke, firmaların geliştirdikleri ürünlerin güvenliğinden sorumlu olduklarını göz önünde bulundurmaları gerektiğini söyledi.Bojke, şirketlerin uygun destek sistemleri sağlaması gerektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:“Çünkü bir şey ürettiğinizde, özellikle telefon, bilgisayar veya araba gibi bir donanım ürettiğinizde, onu öylece terk edemezsiniz. Çünkü şu anda teknolojide ortaya çıkan en büyük tehditler, yeni açıklar bulunması ve ardından bunların yamanmamasıyla ilgilidir. Çünkü bir güvenlik açığı yamalandığında, kullanıcı o yamayı getirebildiği, yazılımını güncelleyebildiği sürece her şey yolundadır ancak ‘terk edilmiş yazılım’ dediğimiz şeyle, artık herhangi bir yazılım güncellemesi almayan donanımlarla uğraşıyorsak, o zaman birisi bir güvenlik açığı bulduğunda, bunu ürünün ömrünün geri kalanı boyunca özgürce istismar edebilir. Dolayısıyla üreticiler, kullanımda olduğu sürece ürünlerini destekleyeceklerini garanti etmek zorundadırlar.”
“Üreticilerin regülasyonlara uymaları ve siber güvenlik konusunda inovasyon yapmaları gerekiyor”
NASK Siber Güvenlik Uzmanı Bojke, sistemin kendisini güçlendirmenin yanı sıra sürücünün yani sistemin kullanıcısının çeşitli tehlikelerin olasılıkları konusunda eğitilmesi gerektiğini belirtti.Bojke, şöyle devam etti:“Tamamen güvenli bir araca sahip olsak bile, en yüksek standartlara kadar güncellenmiş ve genel olarak düzgün bir şekilde bakımı yapılmış olsa bile telefonlarımızda, diğer cihazlarımızda ve hatta sürücülerde bazı zayıf noktalar varsa ve eğer bir saldırgan sürücüyü şüpheli bir serviste kimlik doğrulaması yapması için kandırabilirse, bu durum tüm sistemi çökertebilir. Aslında düşünmemiz gereken şey, sistemin kendisini güçlendirmenin yanı sıra, sürücüyü veya sistemin kullanıcısını çeşitli tehlikelerin olasılıkları konusunda eğitmek.”Siber güvenlik konusunda şirketlerin ve hükümetlerin işbirliği yapması gerektiğine dikkati çeken Bojke, ortak çabanın bu konuda oldukça önemli olduğunu aktardı. Karol Bojke, hükümetlerin bu konuda standartları belirlemek zorunda olduğunu vurgulayarak, “Sadece bunları belirlemekle ve örnek vermekle kalmayıp, aynı zamanda bunları uygulamaya çalışmalı, üreticileri ve kullanıcıları bu standartlara göre hareket etmeye ve bunları etkili olmaları için kullanmaya motive etmeye çalışmalı.” şeklinde konuştu.Üreticilerin regülasyonlara uyması ve bu alanda inovasyona önem vermesi gerektiğini belirten Bojke, firmaların geliştirdikleri ürünlerin güvenliğinden sorumlu olduklarını göz önünde bulundurmaları gerektiğini söyledi.Bojke, şirketlerin uygun destek sistemleri sağlaması gerektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:“Çünkü bir şey ürettiğinizde, özellikle telefon, bilgisayar veya araba gibi bir donanım ürettiğinizde, onu öylece terk edemezsiniz. Çünkü şu anda teknolojide ortaya çıkan en büyük tehditler, yeni açıklar bulunması ve ardından bunların yamanmamasıyla ilgilidir. Çünkü bir güvenlik açığı yamalandığında, kullanıcı o yamayı getirebildiği, yazılımını güncelleyebildiği sürece her şey yolundadır ancak ‘terk edilmiş yazılım’ dediğimiz şeyle, artık herhangi bir yazılım güncellemesi almayan donanımlarla uğraşıyorsak, o zaman birisi bir güvenlik açığı bulduğunda, bunu ürünün ömrünün geri kalanı boyunca özgürce istismar edebilir. Dolayısıyla üreticiler, kullanımda olduğu sürece ürünlerini destekleyeceklerini garanti etmek zorundadırlar.”


